1970'ler

Kız Ayşe

“Hatice koş, Kız Ayşe’yi yakala, ben suyu açıyorum!”

80’lerin ortası. Anneannem ve annem İpek Apartmanı’nda komşularıyla yaşıyor. Diğer apartmanlardaki komşularıyla bitmeyen cam sohbetleri var. İki kişi camdan cama konuşmaya başlamasın, o sayı önce üç oluyor sonra dört, beş derken böyle böyle artıyor.

Bu sohbetler sık sık, önce kahkahalar ve çığlıklarla, sonra da birbirine bağlanmış teneke kutuların kaldırımlarda sürüklenme sesiyle bölünüyor: Kız Ayşe geliyor.

Kız Ayşe o zamanlar 30’larında, erkek bedenine sıkışmış bir kadın. Evi yok. Tanıdığı tanımadığı tüm erkeklere hep küfür ediyor, onlara çok öfkeli ama kim “Nasılsın?” diye sorsa hep “İyiyim.” diyor. Kıvır kıvır saçları henüz rastalı değil, bandana bağlıyor başına. Sırtında her zaman çul gibi bir şey, içine kağıt dolduruyor. Teneke topluyor, bunları birbirine bağlıyor, kaldırımlara vura vura Elmadağ’ı geziyor. Sokakları inleten kahkahaları var, hiç kimseye zararı yok.

Anneannem cam sohbetlerinde Kız Ayşe’yi görünce, her seferinde anneme sesleniyor: “Koş, Kız Ayşe’yi yakala, ben suyu açıyorum.” Annem her seferinde peşinden koşuyor, yakalıyor onu: “Ayşe annem suyu açtı, hadi gel.”

Ayşe, komşuların tiksinen bakışları eşliğinde kahkaha ata ata, anneannemin hâlâ banyo yaptığı küvette yıkanmak üzere eve giriyor. Her seferinde kapıdan girerken “Benim de meleğim sensin Özay Abla.” diyor, yırtık pırtık ayakkabılarını çıkarıyor. Doğrudan yolunu bildiği banyoya yöneliyor, uzun süre yıkanıyor. Öyle uzun ki anneannem çıktığında yemek yemesi için hazırlık yapmış, cam sohbetlerine geri dönmüş oluyor.

Ayşe banyoda kaldığı sürece bağıra bağıra şarkı söylüyor, komşular da her seferinde anneanneme bitleneceklerini. Anneannem dikkate almıyor.

Ayşe, duş alması bitince anneannemin verdiği temiz kıyafetleri giyiyor, pis olanlar için bir torba istiyor. Onları torbaya sıkıştırıyor, torbayı da evin içine değil, apartmana koyuyor. Oturuyor, yemek yiyor. Karnı doyunca “Gidiyorum Özay Abla, çok işim var.” diyor Anneannem büyük bir ciddiyetle “Kolay gelsin,” diyor “O kadar küfür etme, çocuklar korkuyor bak.”, “Nasıl etmeyeyim be Özay Abla!” diyor, kahkahasını basıyor, çıkıyor apartmandan. Tenekelerini sürüye sürüye Elmadağ’ı geziyor.

Çok uzun süre, anneannemin ve Kız Ayşe’nin rutini olmuş bu. Komşuları anneannemi her seferinde yargılamasına rağmen, anneannem şimdi bile yaptığına çok memnun, “Peşinden üç saat banyoyu temizlerdim ama yine olsa yine yapardım.” diyor, onu sokaktaki diğer insanlardan ayıran bu yüce gönüllülüğün üzerinde durmaya gerek görmeden. Yıllar geçiyor, Kız Ayşe “Aziz Ayşe[i]Yönetmen ve Senaryo, Elfe Uluç. 2012” isimli bir filmde kendini oynuyor. Orada öğreniyoruz ki kağıt toplayıcılığından kazandığı üç beş kuruş parayı hayır kurumlarına bağışlıyor. Bunu duyduğunda anneannemin gözleri doluyor ve “Asıl melek senmişsin Ayşe.” diyor.

Kız Ayşe’yi en son yaklaşık bir yıl önce annemle Harbiye’de gördük. Artık bembeyaz olan kıvır kıvır saçları rastalı ve arkadan toplanmış. Bana anlatıldığı gibi bandanası yine kafasında, çulu sırtında. Hafif kambur ve çok zayıf. Annem görünce hemen gidiyor yanına, “Ayşe nasılsın?” diyor. Ayşe, karıştırdığı çöpten kafasını kaldırıyor hızlıca, sadece “Özay Abla nasıl?” diyor. İyi olduğunu duyunca meşhur kahkahasını atıyor, şarkı söyleyerek uzaklaşıyor: Üzüntüyü bırak sen yaşamaya bak.[ii]https://www.youtube.com/watch?v=VGKNSddAf6Y


Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

References
i Yönetmen ve Senaryo, Elfe Uluç. 2012
ii https://www.youtube.com/watch?v=VGKNSddAf6Y

Kız Ayşe&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

Şenlik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin