1940'lar

Babaannemin Yorganı

Babaannemin Yorganı Şenlik

Babannem Hayriye Hanım, iki yıl evvel, 96 yaşında ayrıldı aramızdan. Gençlik zamanlarında Silivri’nin köylerinden birinde, çok zor koşullarda bir hayat sürüyorlarmış. Tarla işi var, bakılacak hayvanlar var, aktarılacak samanlar var; ev işi, kapı önü süpürmesi derken, bitkin düşüyorlarmış her gün. Böyle günlerden birinde, iş gözünde çok büyüdüğü için kocaya kaçmaya karar verdiğini anlatır ve gülerdi babaannem.

Dedem babannemden 13 yaş büyüktü. Babannemle evlenmeyi çok istemiş ve haberler göndermiş ona. Babannem düşünmemiş önce evlenmeyi, ama o gün iş yüzünden kocaya kaçmaya karar verince dedeme kaçmış. Evlenmişler. Hemen ertesi gün değilse bile, ikinci günde koca bir samanlık iş çıkmış karşısına, hem de baba evindekinden daha çok. O zamanlar işlerin büyük çoğunluğu insan gücüne dayalıymış. Nasıl yanıldığını, yağmurdan kaçarken doluya tutulduğunu anlatırken, işte tam o anda, başlardı gülmeye. Evlendiklerinde (sanırım yıl 1939 ya da 1940 imiş) yatağı ve yorganı yokmuş.  Komşudan ödünç yorgan almışlar. Bir süre onunla idare etmişler, sonra komşu yorganı geri istemiş çünkü onlarda da fazlası yokmuş. Yine yorgansız kalmış babaannem.

Yokluk zamanları; kumaş yok, malzeme yok…  Annesi terzi imiş, onda ve çevresinde bulabildiği bütün küçük kumaş parçalarını birbirine ekleyip önce yüzünü dikmiş sonra da yününü koyup yorgana çevirmiş. İşte bu gördüğümüz yorgan, o yorganmış [i]Yazının görseli olan yorgan .

Hayatı boyunca hep yorgan dikti babaannem. Dikemediği zamanlarda da “Ah, gücüm olsa da yorgan dikebilsem…” dedi. Onun yorgana karşı olan bu zaafının dikmeyi çok sevdiğinden  olduğunu zannederdim, ama öyle değilmiş, sebebini yorgansız günlerini anlatınca öğrendim.

Bir gün babannemin diktiği yorganlardan bahsederken, annemin aklına geldi. Meğer annem o yorganı almış, ikiye katlamış üstüne de mitil dikip şilteye çevirmiş. Babam yerde oturmayı sever, bu yorgandan yapılma şiltede oturuyormuş. Aldık, şilteyi söktük ve içinden bir hazine gibi, bu yorgan çıktı.

Öyle çok şey anlatıyor ki, bir sürü hikâye var üstünde. Her parçasını tek tek ekleyip dikmiş babaanemin el emeği, üstündeki kumaşlar, desenleri… O dönem Türkiye’sinde  bu kumaşları üretebilecek Sümerbank çatısı altında toplanan, milli sermaye ile kurulan fabrikalar var sadece. Sümerbank’a desen sağlayabilmek için Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde, Kumaş Desenleri Bölümü kurulmuş. [ii] Sümerbank 1933 yılında, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlı Kumaş Desenleri Bölümü ise 1938 yılında kurulmuştur.. Bu yorgan üzerindeki desenlerin büyük çoğunluğu, o dönem bu bölümde tasarlanan desenlerdi belki de. Kumaş tasarımı benim mesleğim de olduğu için bu yorgan bende büyük heyecan yarattı.

Babaannem çocuklarına, torunlarına, torunlarının çocuklarına, hepimize yorgan dikti ve hiçbirimiz onun gibi yorgan sıkıntısı yaşamadık, ama bu yorgana kadar bilemedik de nedenini…

Eline sağlık Hayriye Hanım. Ben hâlâ senin yorganlarını kullanıyorum.  Sen de nur içinde yat…


 

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

 

 

References
↑i Yazının görseli olan yorgan
↑ii Sümerbank 1933 yılında, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlı Kumaş Desenleri Bölümü ise 1938 yılında kurulmuştur.

“Babaannemin Yorganı&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

Şenlik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin