2000+

Çok Sıkıldım, N’apıcam?

Şıpır şıpır terliyoruz annemle, hemen denize atıyoruz kendimizi, yok yine kâr etmiyor.

“Nasıl memleketin var kız senin? Denizin içi dışarıdan daha sıcak olabilir mi cidden?” diyorum. Annem gülüyor, sıcaktan kadının sinirleri laçkalaştı diyorum içimden ki tezim hemen doğrulanıyor. Birden bana sarıyor: “Sen aslında komik kızsın haa!” diyor, “Zekisin de, ama niye böyle oldun anlamadım.”

Aha diyorum, benim olduklarım ve olamadıklarımın masaya yatırılacağı bir yaz daha… Yirmilerin sonu görünüyor, neredeyse otuza yürünüyor ama bu temmuz buhranları hiç değişmiyor. Temmuz aylarını hepten, yekten, tümden kapatmalı diye geçiriyorum içimden. Yok, sıcak insanlara iyi gelmiyor.

“Duygusalsın çok.” diyor annem, bir şeyler daha diyor, ay diyorum ben içimden, kavga çıkacak. Sakinleşmek için bir şarkı mırıldanıyorum, yine içimden. Babamı postaladığımız anne-kız tatilimize zeval gelsin istemiyorum hiç.

Tatil dediğime bakmayın, annemin eskilerin sıfırcı matematik hocası kimliğini giyip beni yazamadıkça yazamadığım tezimin başına zorla oturttuğu, adeta kırmızı, tüm dersler soru bankasıyla anadolu lisesi sınavlarına hazırlanıyor hissettiğim, hiçbir arkadaşım olmadan ilk defa bu kadar uzun yazlıkta kaldığım, daha da önemlisi evden ayrıldıktan bu yana ilk defa annemle bu kadar uzun yaşadığım o yaz… Yetişkinlik, metişkinlik (neyse o müessese?) bende hak getire, oraya yıllık iznimle geldiğimi bile unutmuş vaziyetteyim.

Karşı komşumuzun torunu en yakın hissettiğim karakter, altı yedi yaşlarında bir kız. Geceleri sıkıntıdan ağlama geliyor çocuğa, baya bağıra bağıra ağlıyor: “ÇOK SIKILDIĞĞĞM BEN! N’APICAM YAA, N’APICAAAAĞM?”

Anneannesi geçen gün eline bir vileda verdi balkonu silip oyalansın diye, annem koptu ona da. “Ne var?” dedim, “Kadın en azından çabalıyor, benim anneannem hiçbir şey vermezdi bana ‘İyi iyi, sıkı can iyidir, tez çıkmaz.’ derdi.”

Doğru ya, bizde sıkılmanın şovu yapılmaz, dirayet en büyük erdem. Fakat gelin görün ki anneannemden anneme ve teyzemlere, onlardan bize geçen bu nesiller arası bilgi, nesilden nesile geçerken mutasyona uğrayıp bizim nesile varasıya atmosferde kayboluyor sanki. Dolayısıyla üst jenerasyon kadınlar, bizim inadına yıkık alt jenerasyon kadınlarla bir darlanıyor, bir darlanıyor, tövbe haşa darlandığını açıktan ifade etmenin bir yolunu da öylesine bulamıyor ki sormayın…

Aslında sıcaktan çok benim gelgitli ruh halimle, ataklar halinde gelen ağlak suratımla, oflamalarım pufflamalarım ve bana n’olacak kaygılarımla, anlattıkça afakanlar bastıran, yıkılmayan ama ayakta da olmayan hayatımla sinirleri alt üst olan annem, adeta yine “Allah aşkına şu kız anadolu lisesi sınavlarını bir kazansın da gitsin n’olur!” diye adaklar adama noktasına geliyor. Sönmeyen eğitimci ruhuyla, okuduğum onca okulun üzerine ekleyeceğim bir okulla daha, hayatımı yekten tümden çözeceğime inanıyor canım anam, n’apsın? Ben de inanıyorum arada, benimki daha çok “şelaleden yuvarlanmak”[i]* Yazarın biricik arkadaşı Cansu’nun ayıla bayıla yazdığı tezi: “Yıkıklığın Farklı Yüzleri: Genç Kadınların Belirsizlik Deneyimleri ve Gelecek(sizlik) Anlatıları” için … Continue readinggibi tutarsız bir inanç sistemi… Bir yere çıkmasa da bir yerlere çıkıyordur işte gibi.

Tüm bu yıkıklığımın içinde annemin asla anlam veremeyip delilik olarak adlandırmayı seçtiği, benimse inatçı neşe dediğim; durduk yere dans etmeme, kötü şakalarla etrafta gezmeme, sitedeki yaşlı bireyler başta olmak üzere herkesi dalgaya almama neden olan biraz vicdansız ve çokça bela yanımın, arada kafası atıp atıp kiralık dükkân baktığını, ardından hemen vazgeçip twitch yayını falan açmaya karar verdiğini, sonra yine vazgeçip…

Neyse ne, bunları anneme açıklamak pek mümkün değil. Vereceği yanıtlar şimdiden kulaklarımda: “Çok komik kızsın, seni şakacı! Yazdın mı çeptır mı meptır mı ne zıkkımsa? Bitti mi?” “Bitti bitti anne aynen, üç kelime yazdım işte seksen yedi saattir. Koskoca üç kelime ama…”

İşte böyle böyle ruhu çekiliyor, içi emiliyor kadının o yaz benden. Na burasına kadar geliyor ki denizde bir patlama anı yaşanıveriyor. Ben güçlü bir motivasyon konuşması ardından yeni ödev tayinleri ve en nihayetinde hayatımla ilgili ucu aydınlık bir ilerleme anlatısına hazırlamışken kendimi, başlamasın mı annem karşı komşunun torunu gibi: “ÇOK SIKILDIĞĞĞĞM, N’APICAM SENİNLE, N’APICAM?” diye.

Bana bir gülme geliyor, daha da sinirleri bozulacak diye gülemiyorum da açıktan, aha diyorum içimden, başlıcam anneliğe de, istifa ediyorum noktasına ramak kaldı: İşte şimdi aynı noktadayız, hadi kız hadi, et kız istifa, yirmi küsür sene olmuş zaten edebilirsin, hadi yapabilirsin, valla rahatlarsın bence bak.

“Haklısın.” diyebiliyorum sadece, içimden coşkuyla ama bir yandan da korka korka “İS-Tİ-FA! İS-Tİ-FA! İS-Tİ-FA!” sloganlarıyla yırtınırken.

Vallahi o gece geliyor o istifa. Beni sevdiği birayı almaya yolluyor, “Bana ne?” diyor, “N’aparsan yap.”


Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansıile lisanslanmıştır.

 

References
i * Yazarın biricik arkadaşı Cansu’nun ayıla bayıla yazdığı tezi: “Yıkıklığın Farklı Yüzleri: Genç Kadınların Belirsizlik Deneyimleri ve Gelecek(sizlik) Anlatıları” için görüştüğü genç kadınlardan birinden alınan ve akla kazınan umut tarifi.

Çok Sıkıldım, N’apıcam?&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: