1980'ler

Sutyen Takmayı Reddediyorum!

Doğduğumuz andan itibaren vücudumuz değişimlere uğrayarak gelişiyor ve bir yaştan sonra biz bu değişimleri anlamaya çalışarak büyüyoruz. Kadınların memelerinin belirmeye, gelişmeye başlaması en karmaşık olan değişim belki. Her çocuk bu değişimi aynı duygular ile karşılamıyor. Kimi kız çocukları kendi cinsiyetlerinin, kimliklerinin bir göstergesi olarak gururla yaşıyor bunu, kimisi de bu değişimin getirdiği dikkat çekme işinden hoşlanmıyor. Ben bu ikinci gruptanım.

O güne kadar giydiğim penye bluzların altından beliren kabartıların, “memelerin büyümesi” olduğunu anlayınca şaşırdım. Görenlerin kimisi tezahürat yapıyor, kimisi dalga geçerek birbirine gösteriyordu. Bu şekilde dikkat çekmekten çok rahatsızdım; çünkü bu benim bedenimdi ve bir kısmının birden konu haline gelmesinden zerre hoşlanmıyordum. Üstüme giydiklerimin göğüs kısımlarını çekiştirip duruyordum öne doğru; ancak böyle yapmak kıyafetlerde deformasyon yarattığı için daha da dikkat çekiyordum galiba. On bir, on iki yaşlarındaydım bunlar olurken. Benden bir yaş büyük ablam, benden bir sene önce gelişiyordu doğal olarak ve onun memeleri çıkmıştı.

“Memelerin dikkat çekmemesi, belli olmaması, belli bir forma girmesi, güzel görünmesi, sarkmaması için sutyen takılması gerekiyor(muş)!”

Hatırlıyorum ablam da takıyor onu, evet! Ben hiç istemiyorum, çok sıkıcı bir şey sutyen takmak. O yaşa gelene kadar kullanmadığım yabancı bir eşya. Rahat olmak, istediğin gibi olmak daha güzel bana göre… Ve sutyen takmayı reddediyorum!

Zaten küçük olan (75A’nın bile büyük geldiği) memelerimin üstünde bol penyeler oluyor hep. Hem benim istediğim oluyor hem de dikkat çekmiyorum. Hayat böyle güzel gidiyor. Dayatmalardan birine karşı çıkabilmiş olmanın gururu da var ayrıca.

On beş yaşlarında olmalıyım artık. Bir gün yolda yürüyordum, karşıdan benim yaşlarımda iki erkek geliyordu. Tam yanımdan geçerken biri diğerine: “Gördün mü? Kızın içinde sutyen yoktu!” dedi. Öteki bunu kaçırmış olmanın üzüntüsü ile dönüp bana bakmaya çalıştı ama ben yanlarından geçmiştim. “Hadi yaaa!” dediğini duydum. İlk defa böyle bir şey oluyordu. Ben kendime bir şey kanıtlamıştım oysa; yapılacak denen bir şeyin karşısında durmuştum ve başıma da bir şey gelmeden yaşamıştım o ana dek. “Neyse…” dedim, üstünde durmamaya çalıştım.

Bir süre sonra bir şey daha oldu. Üniversite hazırlık için sömestr tatilinde hızlandırılmış kursa gidiyordum. İkişerli sıralarda oturuyoruz. Bizim sıranın arkasında iki erkek arkadaşımız var ve çok da eğlendiğimiz insanlar bunlar. Ders sırasında sırtımda bir el hissettim birden. Arka sıradan bir elin parmağı omuzumdan sırtımın ortasına kadar, yukarıdan aşağı bir çizgi çizer gibi inmişti. Ne olduğunu anlamadım önce ama hemen sonra “Aaaa Hilal’in içinde sutyen yok!!!” diye bağırdı, herkes duydu bunu. Müthiş utandım, kızgındım.

İlk yaptığım kendime sutyen almak oldu bu olaydan sonra, uzunca yıllar gece yatarken bile çıkarmadığım bir sutyen! Bu bir yenilgi miydi? Sanırım evet! Ama sutyen takmak, bakışların üzerimden çekilmesi bir tür “özgürlük” oldu. Kadınlar yalnızken, rahat edecekleri birinin yanındayken ve bilhassa son bir buçuk yıldır, salgında evlerde kapalıyken sutyen takmadılar, etrafımdan biliyorum. Çünkü esas özgürlük sutyen takmamak.


Görsel: Unsplash

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Sutyen Takmayı Reddediyorum!&rdquo için 1 yorum

  1. Sutyenin rahatsızlığını bir kere kodlayınca – evde takmadığımız zamanlarda o sırtı sıkan varlığından azade olunca mesela – insanın gerçekten hiç takası gelmiyor. Küçük göğüslü biri olarak şanslı hissediyorum kendimi çoğunlukla takmadan idare edebildiğim için. İnsan onuruna aykırı bi şey ya!

Bir Cevap Yazın

%d