2000+

Tepetaklak Bir Kaza

Teyzem ve eşi, Almanya’da emekli olduktan sonra yılın yarısını memlekette geçiriyordu. Küçücük bir arabaları ve büüyüüük bir evleri vardı. Hani çocukken aklımızda kalan evler, ağaçlar, şehirler, binalar sonraları görünce o kadar da büyük gelmez, biz küçüktük diye onlar kocaman kalmış olur ya akılda, burası için geçerli değil o durum. O eve bugün de gitsem, halen kocaman…

Memlekette geçirdikleri günlerden birinde, teyzem, eşi, kızları, annem ve halam Bingöl’e gitmek için hazırlandı. O küçücük arabaya nasıl sığdılar bugün bile şaşarım. Teyzemin eşi uzun yol gidebilecek durumda değildi aslında, ama çıktılar yola sabah erkenden. Akşama da geri döneceklerdi.

Araba dönüş yolunda Elazığ’da takla atıp kanala yuvarlanmış. Hıdır eniştem biraz kilolu, kemeri takılı olduğu için sıkıştığı yerden çıkamamış, kilodan dolayı yanakları gözlere doğru sarkmış, bakışları panik içinde. Teyzem yandan uzanıp eniştemin kemerini çıkarmaya çalışırken arka koltuktaki kızları anne babasının ters dönmüş hâlini görünce bayılmış. Annem arka kapıyı açmaya çalışırken canım halam güzellik uykusundan uyanmış ki ne görsün? Bacakları olması gereken yerde yok! Panikle “Bacak, bacak!” diye bağrışmış. Annem bayılan yeğeni ile bağıran halam arasında sıkışmış, bir yandan telaşla kapıyı açmaya çalışırken diğer yandan arabanın içinde dönmüş halamın yukarıda duran bacaklarını tutup bağırmış, “Ay, bacaklar burada! Tepemizde!”

Teyzem parmağındaki küçük kesikle kemerini açamayan kocasından bayılan kızına arabadaki herkese dokunup durduğundan herkes kendini ağır yaralı sanmış, kanı gören bi’ fena olmuş.

Kimsenin ağır bir yara almadığı kazadan sonra yanlış anlaşılmaların kargaşası sürüp gittiği için bir türlü arabadan çıkamamışlar. Neyse ki annem, halamın bacaklarını bulduğu gibi arabanın kapısını açmanın da bir yolunu bulup arka koltuktakileri dışarı çekmiş de işler biraz olsun yoluna girmiş. Sonra yoldan geçen insanlardan yardım istemiş, ambulans aranmış… Ve sonunda her şey tamamsa, ben de kaza geçirdim müsaadenizle, dercesine o da bayılmış.

Tabii biz bunları onlar eve dönünce öğrendik. Ondan önce, o gece bizim için bir telefon şakasından ibaretti. Kazanın olduğu gece Galatasaray maçı vardı,  babam heyecanla maç izlerken telefon çaldı.

Kuzenim “Abi, babam kaza yapmış.” deyip gülerek konuşunca babam dalga geçtiğini sanarak telefonu yüzüne kapadı. İkinci aramasında hem maç izlemesine engel olduğu hem de böyle bir konu üzerine şaka yaptığını düşündüğü için fırçayı atıp yine kapadı telefonu. Üçüncü telefonda teyzem de arkadan konuşunca babam gözü heyecanla izlediği maçta, kulağı teyzemde, şaşkın, “Ne! Kaza mı?” dedi. Der demez de Galatasaray golü attı! Babam telefonu unutup bağırmaya başladı bir anda.

-Goooollll!!!

Telefonu dördüncü kez çaldığında az önceki aramayı  gol sevinciyle kapattığını hatırlayıp panikle açtı babam. Bu kez teyzem ve annem konuştu, kaza yapmışlar; herkes iyiymiş, teyzemin parmağında hafif bir kesik varmış, sabah geleceklermiş. Babam telaşlanıp gece yola çıkmasın diye kuzenime “Korkutmadan söyle.” demişler, o da dozu ayarlayamamış …

 


Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Tepetaklak Bir Kaza&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

Şenlik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin