Annem babaanneme kızmış!
Birbirlerinden pek haz etmezlerdi, babaannem ölene kadar da böyle sürüp gitti. Tartışmazlar, kavga etmezler, birbirlerine laf sokmaktan öte geçmezdi anlaşmazlıkları. Babaannem, herkes onun sözünü dinlesin isterdi. Birlikte yaşamanın getirdiği sürüsüyle sıkıntı. “Gabarka[i]Bulgaristan’da köyde meczup bir kadına taktıkları ad. Kadın üst üste ne bulduysa giyermiş: Eski yeni, kirli temiz, yelek hırka, pantolon etek…” demiş işte o gün anneme. Annem de almış çantasını çıkmış, doğru dayımlara.
Dayım üç vardiya çalışırdı, vardiya saatine göre de rakı sofrası kurulurdu. Annem öğlen vakitlerinde varmış eve, dayım da demlenmekte o vakitlerde, hemen anlamış görünce annemi öyle. Evde muhabbet eden kadınlara dönüp “Size bira getireyim, bana eşlik edin. Hem anlatırsın ne oldu bitti, merak ettim kızım, hışımla girdin eve.” demiş.
Annem de abim rakıcı, dalga geçiyor benimle diye düşünüp “Getir abi, getir, seni mi kırıcam?” demiş. Annem içmiş, anlatmış, içmiş, ağlamış. İçtiği de bir şişe bira bile değil. Dayımlara gittiğini evden çıkmadan haber vermiş babama. Babamın içi rahat etmemiş duyunca. İşten izin almış, annemi eve götürmek için düşmüş yollara.
İkna etmek için uğraşmış biraz, dil dökmüş; nafile… Annem hiç çaktırmıyormuş bira içtiğini. O hâlde eve gitmek istemediğinden sadece “Bekle gideriz.” diyormuş ama yok, o illâ gidelim diyormuş. Sonunda babam “İyi o zaman gel, gezelim.” deyince annem de kabul etmiş.
Dayımlardan İzmit’e geçmişler, çarşıya. Yeni market açılmış: Gima. Alışveriş yapmışlar. Babam yemeye düşkün, çeşit çeşit ne gördüyse almış, üç dört büyük poşetle çıkmışlar marketten. Annem demiş ki “Biraz da gezelim.” Babamın ellerinde poşetler başlamışlar dolaşmaya.
“Fethiye Caddesi’nde ne kadar ayakkabı mağazası varsa girdim. Kaç çeşit 36 numara ayakkabı varsa indirttim, denedim. Yok beğenmiyorum. Onu deniyorum olmuyor, bunu deniyorum olmuyor. Çalışanlar tuhaf tuhaf bakıyor. Denicem işte!”
Babam yorulunca: “Poşetler elimi kesti. Arabaya bırakalım bunları tekrar gelip denersin.” demiş. Poşetlerle yanına yaklaşınca da kokuyu almış. İşte o zaman anlamış annemin sarhoş olduğunu.
Annem tam o sırada şehrin içinden geçen tren raylarının ortasında durmuş “Ben ayakkabı alıcam!” diye diretip ayağını yere vurmaya başlamış.
“Ayakkabı almadan gitmem! Dediğim dedik. Baban yiyecek meraklısı, ben de giyimcek.”
Babam yalvarıyormuş, “Çok yoruldum, bunları bırakalım, söz alıcam hangi ayakkabıyı istersen.” Annem yine başlıyormuş “Ayakkabı almadan gitmem.” diye. Babam epey uğraştıktan sonra kandırmış annemi. Arabayı park ettikleri yere, sözde poşetleri bırakmak için yürümüşler.
“Poşetleri bagaja attı, beni ön koltuğa. Eve döndük. Bir daha da tövbe içmedim. Ne bileyim ben evde bira olduğunu, sandım ki rahmetli abim eğleniyor benimle.”
Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
| ↑i | Bulgaristan’da köyde meczup bir kadına taktıkları ad. Kadın üst üste ne bulduysa giyermiş: Eski yeni, kirli temiz, yelek hırka, pantolon etek… |
|---|


“Gabarka&rdquo için 1 yorum