Aziz arkadaşım nasılsın diyerek söze başlamak isterdim, ama seni aziz olarak göremiyorum. Arkadaşım olma kısmı da muammalı. En iyisi ismini vermeden başlayayım mektubuma, bakalım laf lafı açınca aklıma bir şey geliyor mu?
Sevgili B, nasılsın? Bu soru ikimiz için de geçerli. Senin nasıl olduğun biraz benim nasıl olduğumda gizli çünkü.
Ne ara tanıştık seninle? Hop diye bir anda hayatımıza girdin. Yıllarca dertleri bitmemiş bir kasabaya gelen belediye ya da kaymakamlık müjdesi gibi sahneye çıktın. Bir nümayiş, bir söylenti. Bir arzu nesnesi. Bir nevi teknoloji. Apartmana düşen, bahar çiçekleri gibi hafif bir gündem bilgisi, bir dedikodu gibiydin. Kimileri ’86’da tanıştık, kimileri ’89 diyor. Bana daha da geç gibi geliyor. Hap bilgi ile bir de yerli sayıldın. Öyle olunca daha bir hemen içimize katıverdik seni. Oysa sen şimdiki hâlini, geçeceğin yolları bilmeden ve hayatımıza başlar üstünde girmişken şimdi bir kamu spotu gibi oldun. Yazısız ceza gibi oldun…
Kırdıysam, üzgünüm.
Annemgiller seni ilk kabul günlerinde vatkalı bluzlarıyla kombin 22 ayar bilezikleri, belki permaları, meçleri ya da dolma saçları ile bir gururla masaya koydular. Göz doldurdun. Yeri geldi ev hayırlamalarına hediye oldun. Ama sonra öyle hızlı bir demirbaşa döndün ki, hediye alan kadınlar ambalajını ellemeden, gizli bir ekonomi ile seni evden eve hediye eder oldular: Hani X hanımı da severim ama takla atmaya gerek yok; bir havlu, bir bu birlikte gönül doldurur, minvalinde. Böylelikle bir anda, aşırı içimizden biri oldun.
Ben senin memlekette kadınlık halleri ile, annelik kimliği ile, aile kavramı ile, insanın üstünden lime lime akan, ne kopabildiği ne sevebildiği toplumsal kavramlarla sessiz bir anlaşman olduğunu, girdiğin eve bu sınırları dayattığını, hadi hediye ettiğini diyelim, ne zamandır düşünüyorum.
TRT gibisin be kardeşim. Açıköğretim kanalında İngilizce öğreten saçı tas kesimli kadın ve yanındaki erkek gibisin. Saman kâğıda basılı kitaplardaki Mr. Smith gibisin.
Diyeceksin ki bunca yılda, bunca olayda ben mi gözüne battım, bir beni mi büyüttün böyle? Ama sana çok doluyum Borcam. Bir kap kacaktan ibaret değilsin. Hiçbir şeysin ve çok şeysin…
Sen yine de çok da üzülme.
Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.


Okuyan için belirsiz , belli ki birileri için çok belirli birine yazılmış mektup , üstüne bir şeyler yazmak için kelimelerin gizli denklemini çözmeye yarayan anahtar belli ki ben de yoktu.