1990'lar

Gelin Hamamı

İlkokul çağımda Tosya’ya anneanneme ziyarete giderdik. Anneannem bize aktivite bulmaya adamıştı kendisini. Kardeşimle beni hamama götürürdü. Korkardım ben hamamlardan. Buharların içinden bir sürü kadın sessizce takip ederdi sanki beni. Ne demek hem çıplak halde birlikte yıkanmak?

Ben sevmezdim hamamları ama anneannem çok mutlu olurdu. “Nasııııl ooohhh mis gibi tertemiz oluyoruz değil mi?” Çıplaklıkla ben ilk o hamamlarda yüzleştim.

En çok da yaşlı kadınların çıplaklığından korkardım. Ayak bileklerine kadar beyaz örgülü saçları, yer çekimine kapılmış memeleriyle kurna başında kaynar sular dökünürlerdi. Sonra bir de gencecik kadınlar vardı. Onlar vücutlarını göstermezler, hep peştamalla yıkanırlardı.

Birkaç seneye kalmadan anladım ki o genç kadınlar için hamamlar bir eşikmiş. “Dokunulmamış” diyorlardı onlardan söz ederken. Rütbece en aşağıda olan ama beğenide zirveye oynayan bu kadınlar için hamam, bir nevi sınav yeriymiş. Düğüne sayılı günler kala, damadın ailesi gelin adayını hamama getirip bir kusuru var mı, sağlıklı mı diye incelermiş.

Bileklerinden omuzlarına kadar altın bilezikler, şakır şakır parlayan kolyeleri içinde kurna başına oturtulmadan önce bir etrafa gösterilirdi gelin adayı. Varsıl aileye gelin gidecekti tabii. Ailedeki diğer evli kadınlar tarafından üzerindeki tüm ziynet çıkarılıp gelin bohçasına geri konduktan sonra yıkanma faslı başlardı. Önce kayınvalide adayı, sonra yakın çevrenin kadınlarınca, gelin adayının alnına, çıplak omuzlarına ve dizlerine sular dökülürdü. Birkaç tur beyaz sabunla su, böyle sürer giderdi. “Anneanne elliyorlar!” diye bağırırdım da “Nasıl yıkayacaklardı ya başka?” derdi bana. Yıkamanın bittiğini müjdeleyen o cümleyi duyardım sonra: “Ohh bahtı da böyle tertemiz olsun.” (Anneannem bizi yıkarken de böyle söylerdi.)

Bu cümle etrafa bir çağrı olsa gerek, hamamın tüm hücrelerinden o zamana kadar varlıklarından haberdar olmadığım bir sürü kadın göbek taşına doğru yürürdü. Kitleler halinde çıplaklığın, tescillenmiş bir fotoğrafı gibiydik. Biz de karışırdık içlerine.

“Hadi şimdi karnımızı doyuralım, bundan sonrası eğlence.” derdi anneannem. Arsızca el çırparak gelin oynatılırdı. Yaprak sarmalar, etli pilavlar, meyveler, ayranlar eşlik ederdi bu şenliğe. Ne iştah ama!

“Eve dönelim hadi derdim.” direnmezdi bu sefer anneannem. Eve girer girmez kaybolurdum ortalıktan. “Götürme bir daha şu çocuğu korkuyor işte.” derdi annem. Annem asla gitmedi o hamamlara. Anneanneme duyurmadan “Sapık bunlar valla!” diye söylenirdi.

Bugün ne zaman kalıp beyaz sabun kokusu duysam zihnimde onlarca çıplak kadın, hamamda alkış tutar.


Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Gelin Hamamı&rdquo için 3 yorum

  1. Erkek cinsinin kadınlar hamamına hiç girmediği için yazı bir çok ayrıntıyı içinde barındırıyor. Kulaktan gelen bir çok malumatın gerçeğini ilk ağızdan aktaran bir kız çocuğunun gözlemleri ilginç . anlayamadım anne niçin “bunlar sapık” ifadesini kullanmış .

    • Senem Esen

      Anne kadınların hamamda birlikte yıkanmasından hoşlanmıyor ama buna neden sapkınlık diyor orası biraz kapalı, haklısınız.

      • ubercinka

        Çünkü anne de gelinin ortaya çıkarılıp herkes tarafından didik didik gözlenmesinden rahatsız. taşra hamamında mahremiyete saygı pek yok. hele evlenmek üzere olan bir kadınsanız “onaylanmak” zorundasınız.
        Anne kadınların hamamda birlikte yıkanmasından rahatsız değil aslında. Bu şekilde seyirlik olmasından rahatsız.

Bir Cevap Yazın

Şenlik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin