2000+

Vagöz, Hayalet Kadın ve Paşa

Bir mutfak, bir masa ve dört sandalyeden oluşur hikâyemiz. Bir de tabii sandalyede oturanlar. Evin bu alanını en çok Hayalet Kadın adındaki karakterimiz kullanır. Kendisi iki sandalyedeki çocuğu doğuran kişidir. Hikâyemizde ondan kısaca Hayka olarak bahsedeceğiz.

Mutfağın kapıya dönük sandalyesinde Paşa adlı karakterimiz oturur. Yan oturunca sigara dumanının içeriye gitmediğini düşünür. Paşa aynı zamanda bir düşünürdür.

Sandalyedeki çocuklardan biri penis, diğeri de vajina ile doğmuştur. Vajina ile doğan, hastalığını anlayamayan doktorlara, tek gözünü hediye ettiği için, Vajinalı Tek Gözlü Yaratık olarak anılacaktır. Ama biz ondan kısaca Vagöz olarak bahsedeceğiz.

Bu hikâyedeki karakterlerin yaşamı da, dünyada yaşayan birçok aileninkine benzer. Aa! Unutmuşum bu arada. Evet, bu masadaki dört kişi bir ailedir. Bu dört kişilik masada yönetim Paşa’nın elindedir. Henüz Vagöz ve kardeşi evden gitmemiştir.

Paşa’nın bir özelliği vardır. O, her zaman hazır sofraya oturur. Sofrası hazır olmaz da karnı acıkırsa çok sinirlenir ve Hayka’ya nedenini sorar. Bağırır, çağırır, aklına eserse evden gider, dışarıdaki hazır sofrada yer. Zira, hazır sofralara layıktır paşalar.

Vagöz, Hayka hep mutfakta olduğu için, divanında gazetesini okuyan Paşa’yla konuşmaya çalışır akşamları. Paşa, gazetenin arkasından dinliyormuş gibi sesler çıkarır ki, Vagöz onun kendisini dinlediğine inansın.

Paşa, ancak hizmet isteyeceği zamanlarda kafasını gazeteden kaldırır. İstekleri yerine gelmediğinde ağzından gök gürültüleri çıkarır, herkes koşarak kaçışır. Hayka işte böyle bir günde bedenini terk edip hayalete dönüşmüştür.

Vagöz, hayalet olmamak için, bu hayatta çok şey yapmak ister. Paşa, Vagöz’e ne zaman bir şey yapmak istese hediye ettiği gözünden arta kalan tek gözünü hatırlatır. Top oynadığında, tırmandığında, koştuğunda, düştüğünde… Ona neyi yapabileceğini söylemek pek aklına gelmez, o en çok neleri yapamayacağıyla ilgilenir.

Vagöz, Paşa’nın kafasını gazeteden kendisine çevirmenin tek yolunun başarı olduğunu anlar. Hemen bir şeyler başarmalıdır. Her başardığında Paşa’nın onayını alır. İlk işine girer, para kazanır, Paşa gülümser. Okul kazanır, mezun olur, Paşa mutlu olur. Paşa’nın onayları Vagöz’ün ilk bağımlılığıdır.

Derken Vagöz evden gider gitmesine de, bu sefer de onaylanmak için başka paşalar bulacaktır okullarda, işlerde, kafelerde… Onlar da sinirlendiklerinde ağızlarından gök gürültüleri çıkarırlar. Bu defa Vagöz sandalyelerin arkasına saklanmaz. Sandalyelerden kalkar, toplantıları terk eder, kapıları kapatır, gök gürültüleri havada uçuşurken çekip gider. Giderken hafifler, tek gözünü kırpıp paşalara doğru gülümser.

Dört sandalyeli eve geri döner, sandalyedeki yerinde kıpırdanır. Yıllar önce terk ettiği sandalyesine henüz alışamamıştır. Sandalyesinin boş kalma sürecinde; ataerkil, erkil, erk egemen gibi kelimeler öğrenmiştir. Ancak daha gök gürültülerine nasıl karşılık vereceğini anlamamıştır. Zamana bırakır. Sandalye karşılaşmalarında şimdilik yenidir.

Bir gün Hayka’yla birlikte sandalyenin dışına çıkma haklarını kullanmak isterler. Bunu Paşa’ya bildirirler. Her gün dışarı çıkan Paşa, o gün eve erken gelmek zorunda olacağı için biraz huysuzlanır. Yine de ayaklanmayı önlemek için izin verir. Üstelik zaruri ihtiyaçlar için çıkacaklardır. Hayka’nın yemek yapması için malzeme gereklidir.

Eve geldiklerinde hava çoktan kararmıştır. Geç kalmışlardır. Ancak yemek hazır olduğu için içleri rahattır. Paşa’nın, dolaptaki yemekleri ısıtabileceği gibi aptalca bir fikre kapılmışlardır. Geldiklerinde durumun böyle olmadığı aşikârdır. İçeriden gök gürültülerinin ışığı gelmektedir. Paşa’nın karnı acıkmıştır.

Vagöz, Hayka’nın gök gürültülerine maruz kalmaması için, onu tuvalete gönderir. Bu durumla tek baş etmeye artık hazırdır. Yıllardır bunun için okuyup yazmış olduğunu o anda fark eder. Biraz rahatlamak için kendine bir duble rakı doldurur. Paşa, ona aç karnına rakı içilemeyeceğini bildirir. Vagöz ona cevap vermez, önünden öylece geçip gider.

Önce odasında biraz içer. Bu sırada Hayka, Vagöz’ün odasının kapısını çalar. Vagöz kapıyı bir açar ki ne görsün, Hayka elinde meze tabağıyla duruyordur. Evladının aç karnına rakı içmesine göz yumamayıp ona rakıya uygun bir şeyler hazırlamıştır. Vagöz kızgınlıkla karışık bir şaşkınlıkla tam da karşı çıktığı şeyin bu olduğunu söyler, ama bu durumu anlayışla karşılar. Zamanla birbirlerinden öğrenecekleri vardır. Bu esnada Paşa’nın yanına gider, hâlâ yarım kalmış bir hesaplaşması vardır.

Paşa’nın önünde ilk rakı içişi olacaktır. Paşa’nın karşısına geçer ve gözlerine bakar. Konuşmaya başlar. Ağzından yıldızlar dökülüyordur. Paşanın gök gürültüleri, bu parlayan yıldızlar karşısında ne yapacaklarını bilemezler ve kaçışmaya başlarlar. Tuvalete saklanmış olan Hayka oradan çıkar. Gözlerini yıldızlardan alamaz. Yıldızlar şunları söylüyordur:

Paşalar devri bitti

Bir hastalıktı geçti

At erkliğini üzerinden artık

Fıtratlarda aradığın eşitlik

Tam da hayatta, hayatın tam içinde

Boşuna öfkelenme

Güç dediğin

Ne yükselen sesinde

Ne kolunda kuvvetinde

Üzerimize örülen cinsiyette

Mevsim değişirken

Çıkar yılan gibi derini üzerinden

Baharlar alsın ruhunu yeniden.


Görsel: Nuray Sakarya

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Vagöz, Hayalet Kadın ve Paşa&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: