Yaşadığımız ilçede AVM yok. İlçemiz şehir merkezine çok uzak. Öyle taşa, tapana, lastiğe, firketeye hadi gidelim denilecek bir mesafe değil. Ama ilçemizin 2M marketi var. Yazın sıcak dalgalarından daha bunaltıcı, bizi daha nefessiz bırakan motivasyonu bol, zamanı az ve bu nedenle iş bitirici ama gergin büyükşehir insanı yerli turistlerimizin ilçenin mabedi gibi gittiği 2M’miz var. 2M’miz kariyerinde önemli taltifler alınca yönetim kurulu onu 3M yapmaya karar vermiş. Kendisini beş yıl içinde 4M olarak görüyormuş. Oldu sana 20M.
Aralık başında bir Pazar akşamı oğlumla bu 2M’ye gittik. İçerisi dertli, satış devam ederken mekânı büyütmeye çalışıyorlar, önemli konu. Yılbaşı geliyor diye yine de göz alıcı bir yılbaşı köşesi yapılmış. Ailecek 2M’ye gelindi ise, çocuklar hipnotize olmuş gibi yılbaşı köşesinden kopamıyor… Mutlaka bir süre o alanda kalıyorlar, süsten, püsten, malzemeden bir parça eve götürme şansı yakalasalar da yakalayamasalar da kırmızının neşesi alışveriş sepetlerimize fıs fıs püskürüyor.
Çocuklar vesile oluyor, yılbaşı köşesinde tanış aileler karşılaşıp hâl hatır ediyorlar. İlçemizde Champs Elysees (Şanzelize Bulvarı) olmayınca, neşemizi bir marketin, bir köşesinde üretiyoruz. İşimiz kısa markette, kırmızı neşesinin üzerimizde salınmasına izin veriyoruz. Ancak balon almamız lazım ve markette yok. 2M’den çıkıyoruz, oğluma, yakın mesafedeki üç harfli indirim marketine gitmeyi öneriyorum. Karanlık oğlumu tedirgin ediyor ama balon görevine ikna oluyor, gidiyoruz.
Market boş. Kapıdan girer girmez ev eşyası raflarını düzenleyen kadın kasiyeri görüyoruz. Markette bir bu kasiyer, bir oğlumla ben, bir de dört kişilik gençten bir aile var. Bu markette uzun kalıyoruz. Ben balon bakarken oğlum Çin makarnası (noodle) istiyor. Bana market içinde seslene seslene Çin makarnası rafını bulmaya çalışıyor. O sırada dört kişilik aile de markette oradan oraya seğirtiyor.
Kasiyer kadın onları et ürünleri dolabına götürüyor. Biraz köfte, biraz bir şeyler almalarını sağlıyor. Konuşmalardan anlıyorum ki, kadının alsınlar diye uğraştığı ürünlerin son tüketim tarihleri yakın, o nedenle market indirim yapmış. Kasiyerin sepet hedefi var. Etleri satabilirse kendisine de bir miktar prim düşecek. Dört kişilik aile; anne genç ve iki çocuklu, çocuklardan biri pusette. Baba pazar günü çalışmış. İş kıyafetleri üzerinde. İnşaat işçisi. İş çıkışı araba ile o markete gelmişler, maaile alınması gerekenler var.
Kasiyer kadın aileyi tanıyor ve ricasını kırmayacaklarını biliyor. Sıra geliyor ödeme aşamasına. Bizim işimiz aslında yine kısa ama kasada gerilerinde kalıyoruz. Kasiyer primli ürünlerini sattırıyor, aile hiç hesapta yokken dayanışma göstermeye razı oluyor. Kredi kartı ile ödenecek alışveriş. Ama kartın bakiyesi yetmiyor. Sonra bir kart daha deneniyor sanırım. Onun bakiyesi de yetmiyor. Biz sırada beklerken baba mobil hesabından kredi kartına para yollayıp ödeme için yer açmaya çalışıyor. Öyle, böyle derken, olamıyor. Ödemede 70 TL bir açık kalıyor. Genç aile kredi kartları yetmedikçe hep bir açıklama yapma gereği hissediyor. Şimdi çıktık geldik, hazırlıksız geldik, az para ile arabaya bindik de geldik diye. Nihayetinde poşetlerini alıyorlar. Kasiyer onlara güvendiği için 70 TL borçla marketten ayrılıyorlar. İş kıyafeti üzerinde yorgun baba evden 70 TL alıp hemen geleceğini söylüyor. Kasiyer rahat, aile rahat selamlaşıp, ayrılıyorlar.
Sıramız gelince kasiyer bize de primli ürünlerinden meyveli yoğurt öneriyor. Neden bilmem, ben almıyorum. Aynı akşam iki market görmek, ama birinde unuttuğumuz bir dayanışma hâline şahit olmak bana çok şaşırtıcı geliyor. Balonumuzu buluyor, eve doğru yollanıyoruz.
Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.


“İki Harfler, Üç Harfler&rdquo için 1 yorum