Sevgili Tavanlar,
Sana baktığım anlar hep nasıl da keskin anlar değil mi? Çok kızdığımda, çok parçalandığımda, düşünmem gerektiğinde, dünyaya karşı oturup bir nefes almak istediğimde… Ha bir de! Bir de çok mutlu olduğumda, yerimden yukarıya zıplarken kafamı kaldırıp sana baktığımda!
Sevgili tavanlar, haydi bir odanın dört duvarının üzerine bir tavan konduruyoruz, bunu anlıyorum. Ama neden hayatlarımızda da “tavanlar”la bu kadar iç içe bırakılıyoruz ki? Tavansız kalalım demiyorum da, dört duvarı birleştireceğiz derken ne çok tavan koyuluyor başımızın üzerine, sıkışıp kalmış hissediyor insan hem sonra.
Varsın bazen buluttan sızıp aksın kafama yağmur, varsın, ıslanayım, varsın tavanlar bazen kenara çekilsin.
Hem kim koyuyor bu tavanları? Niye koyuyor! Her dört duvar ille de bir tavanla birleşmek zorunda mı! Ben daha dünyada olmadan yaratılmış tavanların altında mı volta atmalıyım illa? Belki benim dört duvarıma uymayan tavanlar bunlar.
Sevgili tavanlar, bazen çok canımı sıkıyorsun, sana karşı bu kadar sabırlı olmak çok yorucu. Oysa bu leylek, uçmak istiyor. 24 sene gökyüzüne doğru uçmak için yeterli değil midir? Yoksa zaten ne vakit olursa olsun uçarken de mi kanatlarımızı sınırlayan tavanlarımız var?
Belki de tavansız bir köşe yoktur bizim yuvarlakta, ama artık bu leylek, seni sürekli elinde balyoz ve fırçalarla kırıp boyayıp biçimlendirmekten çok usanıyor. Çünkü, birileri gelip “Aaaaa affedersiniz! O kadar emek verdiniz ama bu tavanları sizin için yapmış olsak da tavanların söz hakkı bizde.” diyor. Sonra dilediklerince kırıp boyayıp senin altına konduruyor bizi.
Öyle işte be tavanlarcım, bazen canımı sıkıyorsun. 8 yaşında saçları henüz böyle böyle kıvır kıvır olmayan, o pırasa gibi saçlı kızın da canını sıkardın. E asiydi malum. Kafasının üstüne kondurulan tavanlara ses ederdi, susup kalamazdı. Şimdi 24’teki, saçları artık kıvır kıvır olan genç kadının da canını sıkıyorsun. Bu iki kız arasında bir fark varsa, 8 yaşındaki çok inanmıştı tavanları bir gün elbet tamamen değiştireceğine. 24 yaşındaki, bunu yenilgi saymasa da (lütfen siz de saymayın) bu dünyanın gerçekliğini, bu dünyanın tavanlar inşa etme inadını da kabullendi sanki…
Öyle işte tavanlarcım, zorsun; bıraksınlar da bazen sensiz kaldıralım kafamızı göğe…
Tavanları çok da sevmeyen leylek
Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.


“Mektup Var&rdquo için 1 yorum