1990'lar

30 Dakika

Lisenin ilk yılı, ara tatil başlıyor. Üç genç kız, ellerimizde birbirinden beter karnelerle Kurtuluş’tan Pangaltı’ya doğru yürüyoruz. Derslerin benim için hiç de iyi gitmediğinin, hele sayısal derslerde dersin hocasının kim olduğu dışında hiçbir şey öğrenemediğimin farkındayım, ama böylesi bir sonucu ben de beklemiyorum herhalde. Şaşırmaya devam etmekle annemin bitmek bilmeyecek monoloğuna hazırlanmak arasında gidip geliyorum zihnimde.

Arada da kendimi ferahlatıyorum. Yarım saat. Bir duraktan diğerine, sonra az da yürü, yarım saat. Yarım saat sonra evdesin, ne diyecekse diyecek işte, bitecek. Arkadaşlarım akşam evlerinde kopacak fırtınaya karşı planlar kuruyor. Nasılsa kapıyı anneleri açacakmış, babayı o yumuşatırmış. Keşke bizim kapıyı babam açsa da annemi yumuşatsa diye düşünüyorum. Yarım saat. Yarım saat sonra bitecek.

Bitemiyor. Kızlar Maçka Parkı’na gitmeye karar veriyor, durakta otobüs beklemeye devam edebilirim ve gerçekten de yarım sonra bitebilir bu gerilim. Ama yapmıyorum, onlar evlerindeki yumuşak karnı bulmanın ferahlığıyla planlarını ayrıntılandırırken ben kendi senaryoma dönüyorum.

İç. Gün. Orta halli bir ailenin apartman dairesi. Anne çalan kapıyı açar. Karşısında duran ergen kızı müdanasızdır. “Kötüyse kötü karnem!” deyip resti çeker. Anne konuşmaya, konuştukça kızarmaya, kızardıkça daha çok konuşmaya başlar. Bu arada saçları kabara kabara kadrajdan çıkar.

Arkadaşlarımın odağı hızla dağılıyor parka varınca. Ben karnemi inceliyorum. Annem çok konuşacak. Karnelerin hali ve akşam babalarından işitecekleri azar sohbetlerinin arasında kaynayıp gidiyor. Baka baka değişmiyor karnem, annem çok ve ağır konuşacak, diğer senaryoma geçiyorum.

İç. Gün. Dekor aynı, devamlılık hatasız. Anne çalan kapıyı açar. Karşısında duran ergen kızı mahcuptur. Sonraki dönem için sözler de vererek, özür üzerine özür diler. Anne konuşmaya, konuştukça kızarmaya, kızardıkça daha çok konuşmaya başlar. Bu arada saçları kabara kabara kadrajdan çıkar. “Kestttiiiiiik!” İlki daha mı iyiydi ne?

Yeni senaryom da çöpe gidince kalkıp eve gitmeye karar veriyorum. Olmuyor. Oturmaya ve arkadaşlarımı dinlemeye devam ediyorum. Parkta ne kadar oturduk, saat kaç oldu o arada bilmiyorum, ama birimimi değiştirmeye hiç yanaşmıyorum: Yarım saat. Yarım saat sonra ne diyecekse diyecek işte.

Yakındaki meslek lisesinden oğlanlar geliyor karşımızdaki banka. Ellerini, kollarını savura savura konuşan, gürültücü tipler. İçlerinden biri dizlerinin üzerine kitaplarını, kitaplarının üzerine de karnesini yerleştiriyor özenle, onu izleyen arkadaşları da hızla sakinleşiyor. Arkadaşım yanlarına gidip ne yaptıklarını soruyor, merak ettiği şeyin karneyle ilgili olmadığına o kadar eminim ki. Çocuklar bize karnedeki 1’leri 4 yapmayı öğretiyor. Böyle bir şey mümkün olabilir mi ya? Kızlar kabul ediyor, yapacaklar.

Konuşa eyleye birbirini sakinleştiren insan sayısı arttıkça ben annemi dekorlar arasında gezdiriyorum zihnimde, aynı sahneleri baştan alıyoruz. “Ben de nasıl olduğunu anlayamadım anne,” diyorum, kafamı kaldırıp bakıyorum, mimik oynamıyor yüzünde. Yarım saat, sonra evdesin, konuşacak, bitecek. Yola çıkamıyorum ki, geçsin yarım saat! Arkadaşım ne yaptıklarını sorduğu oğlana telefon numarasını veriyor o arada. (Gülüşmeler.)

Parktan ayrılıp yürümeye başlıyoruz. Ergen kızın mahcup olduğu senaryoyu seçiyorum. Sağına soluna yumuşacık yastıklar döşediğim diyaloglar yazıyorum, ne derse desin alttan alacağım. Otobüse biner binmez de ferahlıyorum. Gerçekten yarım saat kalıyor çünkü. Yarım saat.

İç. Gün. Zil çalar. Kapı açılır. Bir şeyler, bir şeyler… Hooop! Annemin saçları kabarıyor. Kabardıkça kabarıyor.

Uyumuşum, son durakta uyanıyorum. Hava kararmış.

Dış! Gece! Belediye otobüsü! Koştura koştura eve dönmeye çalışıyorum, senaryo bulamaca dönüyor kafamda. Saat kaç? Kaç yarım saat oldu ben okuldan çıkalı?

Zil çalar. Anne kapıyı açar. Saçları kabarık. “Bu saat olmuş sen neredesin? Öldüm, öldüm meraktan!” O karneyle bir de eve dönmeyip gezmiş miymişim? “Hayır!” mı diyecektim burada?


Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansıile lisanslanmıştır.

30 Dakika&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: